KÜNYE
TİYATRO STÜDYOSU'NDAN
BASINDA DEĞERLENDİRMELER
ALBÜM
KATKILARIYLA
Morris Panych
BUGÜN, YARIN
-Teyzem ve Ben-

"AUNTIE AND ME "

Tiyatro Stüdyosu on beşinci yılında oyun dağarı oluşturmada, yola ilk çıkışında belirlediği ilkeleri özenle, titizlikle koruyor: On beş yıldır tiyatro yapımında her açıdan niteliğin gözetilmesi ilkesinden hiç ödün verilmedi. Türkiye sahnelerinde oynanmamış yapıtların sahnelenmesi ilkesi hiç göz ardı edilmedi. Çağcıl tiyatronun seçkin, insana, yaşama ilişkin söyleyecek sözü ve özü olan oyunlarının izleyiciyle buluşturulması ilkesine sıkı sıkıya sarılındı. İzleyeceğiniz oyunda da bu ilkenin kılavuzluğundan şaşılmadığının, sizlerin tanıklığıyla belgeleneceğini umuyoruz.

Ne var ki , bu bağlamda işin şu yanına değinmeden geçilmemeli: İlkelerden hiç vazgeçilmedi ama oyunların “çapı”, “ölçeği” küçülmek zorunda kaldı. Bu doğrultuda son altı yılda sahnelenen oyunlarımızdan üçünün iki kişili (iki oyun kişili) yapıtlar oluşu rastlantı değil, bir IQ Option Download “yeğleme” de değil; doğrudan doğruya parasal olanaksızlıkların zorlamasıdır. Bu duruma “koşullar utansın!” diye bir deyiş yakıştırırsak, yeridir sanırım.

Ülkemizde Kanadalı oyun yazarlarının sahnelenmiş yapıtları üzerine geniş kapsamlı bir araştırma yapmış değilsek de, sayının “birkaç”tan öteye geçmediği anlaşılıyor. Bu oyunuyla Tiyatro Stüdyosu –yazarlarının ulusal kimlikleri açısından oldukça çeşitlilik ortaya koyan–­­ on beş yıllık oyun dağarına Kanadalı bir oyun yazarından bir yapıt da katmış oluyor.

Morris Panych’in tiyatrocu kimliğine ilişkin bilgileri özgeçmişinde bulacaksınız. Onun oyun yazarlığının öne çıkan özellikleri olarak da şunlar söylenebilir: Yazarın oyunları varoluşçu temalar üzerine kurulu olup “uyumsuz/saçma tiyatro” biçeminden özellikler içerir. Bu yapıtlarda yaşamın anlamı üzerine sorgulamalar, kültürü ve ulusu belirsiz ortamlarda yürütülür. Bunlar; insan ilişkilerine ve insanın tek başınalığına, gerçeklik ile fantezinin ilintisine ve iyi ile kötünün doğasına odaklanan geniş anlamlı felsefesel sorular gündeme getirirler. Panych’in tüm oyunları, umut ile umutsuzluk arasında gidip gelen kara güldürülerdir.

İzleyeceğiniz oyun Vigil özgün adı altında yazılmıştır. 2002’de Edinburgh Festivali’ndeki geniş yankılı sahnelenişinde ise Auntie and Me(Teyzem ve Ben) adı yeğlenmiş, 2003’te Londra’nın West End’inde oynanışında da aynı ad benimsenmiştir. Oysa, dilimizde her biri oyunun içeriğine denk düşen çeşitli karşılıkları (uyanıklık, gece nöbeti, yortu arifesi, akşam/gece tapınmaları) bulunan Vigil adının, çok “bire bir”, düş gücüne pek yer bırakmayan Teyzem ve Ben’den daha incelikli bir ad olduğu kanısındayım. Bu, Tiyatro Stüdyosu sahnelemesinde Teyzem ve Ben’in “alt başlık” olarak kullanılıp Bugün, Yarın adının öne çıkarılmasının da bir nedenidir. Bugün, Yarın (ya da Teyzem ve Ben) özünde yaşamın hamurunun gülünç olanla acıklı olanın karışımından yoğurulduğu gerçeğinin tiyatro sahnesinden çarpıcı bir yansımasıdır.

Bugün, Yarın ’ın gerçekleşme süreci, özellikle bir açıdan imrenilecek bir örnek sayılır, ki, bunun izleyiciyle paylaşılması gerektiğini düşünüyorum. Bu oyun, yapımının gerçekleşmesi doğrultusunda tüm emek verenlerin ve katkıda bulunanların karşılıksız, bir tür imece yoluyla katılımlarıyla yaşama geçti. Oyuncusundan tasarımcısına, bestecisinden yönetim/yapım yardımcılarına, prova yeri sahibinden salon sahibine ve yöneticisine, ilan ve basım işlerini üstleneninden grafikçisine dek herkesin bu büyük özverisiyle sahnelenme olanağına kavuştu. Böyle olmasaydı, kavuşamazdı. Bunun nedenini de hemen ekleyeyim. Tüm katılım ve katkıların karşılıksız, gönüllü olarak verilmesine karşın (küçük çaplı olarak tanımlanabilecek) bu yapımın genel giderleri, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sağladığı “devlet desteği” tutarını epey aştı.

Bu gerçek özellikle iki şey ortaya koyuyor:
-Ülkede tiyatro yapabilme koşullarının –salt parasal açıdan bakıldığında bile– artık “çok çok zor” yerine “olanaksız” biçiminde dile getirilebildiği.
-(Bunu ülke bütünü için söyleyebileceğimi düşünmüyor olsam da) ülkenin tiyatrosunda hâlâ bu tür, kıvanç verici, örnek oluşturan bir dayanışmayı ortaya koyan tiyatro insanlarımız var.
Sağolsunlar. Onlara, hepsine, içten sevgiler.

 

Ahmet Levendoğlu